Pazartesi Hikâyesi #31 – Takıntılar

Posted on

Yeni bir gün, yeni bir fırsat demek. Yeni bir Pazartesi, yeni bir Pazartesi hikâyesi demek.

Bu haftanın hikâye anlatıcısı önümüzdeki hafta da bizimle beraber olacak. Neden mi? Çünkü hikâyesi o kadar zengin ki, hiç bir kısmını kesip atmak istemedim. Hiç biri duyulmamış kalmamalı.

Adı Yusuf Göç ve Ankara’da bir mühendislik öğrencisi.

Hadi dinleyelim.

 

 

 

”Depresyona girme eşiğindeki zamanlarda kendimi hiç olmadığım kadar yalnız hissederim. Bu yalnızlık hissi galiba duygularımın kontrolümden çıkmasıyla doğan yepyeni bir his. Duygu kontrolünü kaybetmede bir kişiye veya bir nesneye bağımlılık benim için son derece önemlidir.

Bir zamanlar depresyona net bir biçimde girdim. Bir kişiye olan kontrolsüz bağımlılık bunun ana etkeniydi. O kişiyle bağ kuramamanın verdiği eksiklik hissi ona olan muhtaçlığa dönüştü. Ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu çünkü o kişiyle bir bağ kurabilmem imkânsız haldeydi. Unutmanın ne demek olduğunu sanırım o zamanlar öğrendim her ne kadar bana çok zor gelse de. Bağımlılık olgusundan nefret etmeye başlarken bir de bakmışım obsesiflik başlamış ben farkında olmadan.

Bu stresli günlerde okul hayatı da çekilmez bir hale gelmişti. Ama yine de geleceğe dair güzel şeyler düşünmek beni o ana, o güne bağlıyordu. Müzikle, gitarımla, şiirimle döküyordum içimi. Sitemlerim dizelerde üzerine set çekilmemiş nehirler gibi akıyordu. Bu durumun içinde bulunmak ne kadar beni bunaltsa da, ne kadar beni obsesif yapsa da, bildiğim çok net bir şey vardı. O da insanın kurtulamayacağı bir bağımlılık, unutamayacağı bir kişi yoktu. O kişiyi yüzlerce kez rüyanızda görseniz bile gözden ırak gönülden gerçekten de ırakmış. Silinmesi gerekenler silindiğinde bağımlılık etkeni ortadan kalkmış oldu ve ben bunu kendime iyi telkinler ederek başardım. Hala da bu telkinlerin faydasını görürüm.

Unutulmaması gereken bir şey var. Kimse mükemmel değil ve bu hayat için başarılması gereken bir sürü mücadele var. Bu yüzden koskoca dünyada sadece bir kişiye anlam yükleyip onu uyuşturucu haline getirmek hiç mantıklı değil. Bunların hepsini tek tek sorguladım ve o karanlık dönemimden kimi yanlış kararların tecrübesiyle de olsa düşünce ve akıl çerçevesinde kurtuldum. Ve öğrendim ki asla hoşuma giden kişi veya nesneyi penceremden giren bir temiz hava veya gözlerimi yumduğumdaki uykum haline getirmemeliyim.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.