Hırvatistan’da Erasmus Stayı Yapmak (VIDEO)

Posted on Posted in Halkla İlişkiler Öğrencisi Olmak

Merhabalar!

Öğrendiklerinizi uygulamaya dökmek eğitimin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle de staj yapmak bir öğrenci için çok önemli. Alanda ilk stajımı geçen yaz Erasmus+ programı çerçevesinde, Hırvatistan’ın başkenti, Zagreb’de, ‘’Komunikacijski Laboratorij’’ isimli ajansta yaptım.

İletişim laboratuarı anlamını taşıyan Komunikacijski Laboratorij iletişim, halkla ilişkiler, dijital pazarlama ve etkinlik yönetimi alanlarında uzmanlaşmış bağımsız bir ajanstır. 2004’te açılmış bu ajansın ilk ismi Abrakadabra Integrirane Komunikacije idi. O zaman etkinlik yönetimi ile halkla ilişkiler alanında faaliyet gösteriyordu. Müsteri ve hizmet portfolyosunu geliştirerek 2011 yılında Sırbistan’ın başkenti Belgrat’ta bir şube daha açmıştır. Bir sene sonra ise Ping Pong isimli dijital iletişim odaklı çalışan ajansı ile kardeş şirket olmuştur. 2015’te ise dönüm noktası olmuştur: iki şirket tek bir şirket altında birleşmiştir ve ortaya Komunikacijski Laboratorij çıkmıştır.

Uzun müşteri listesinde yer alan bazı markalar ise McDonalds, NOKIA, Deichmann, Nike, European Commission, European Parliament, Visa, vs.

 

 

Ben nasıl oraya gittim?

Ana dilimde staj yapmak istiyordum. Hırvatça’nın Boşnakça’dan çok farklı olmadığını, dolayısıyla da bir sorunun çıkmayacağını düşünüyordum. Yani, Türkçe veya İngilizce konuşacağım bir yerde yapmaktansa, Balkan dillerinde yapmayı tercih ediyordum. Uzun zamandır bu ajansın işlerini beğenerek takip ettiğim için ilk önce onlarla iletişime geçmek istemiştim.

Uygulamalı sınav ve mülakatı geçtikten sonra maceraya başlayabilirdim!

Yapılması gereken tek şey Erasmus Staj Hareketliliğine başvurmak ve ilgili evrakları teslim etmek. Sonuçlar çok geç açıklanıyordu, ama ben her koşulda gitmeye karar vermiştim. Ve de gittim.

Zagreb’de daha önce hiç yaşamasam da, alışmak çok zor olmadı. Çünkü şehir güzel organize edilmiş. Planlı yapılmış.

Tabii, birkaç kez kayboldum, ama bu büyük bir sorun olmadı, çünkü cidden artık kaybolmaya alıştım.

Zagreb’de yaşam üzerine bir yazı yazdığım için o konuya hiç değmiyorum.

İşe gitmek için her gün bir saatim yolda geçiyordu (İstanbul’da yaşayanlar kızmasın) ama buna da alıştım. Hatta, sonradan böyle olmasına sevindim, çünkü beni bazı yerlere gitmeye zorladı. Ve şehri tanımayı kolaylaştırdı.

İşin kendisine gelecek olursak, benim için eğitici ve eğilenceliydi.

İletişim projelerinin başından sonuna kadar çalışma fırsatım vardı çünkü. Yani, araştırma ve analizleri yapıyordum, onların belgelerini ve brieflerini hazırlıyordum, medya kontak listeleri hazırlıyordum, brainstroming ve planlama oturumlara katılıyordum, tedarikçilerle ve medya ile iletişim kuruyordum, sosyal medya içerikleri oluşturuyordum ve sosyal medya hesapları yönetiyordum.

Çalıştığım dönemde ajansın kalan iki bölümün stajyeri olmadığı için, onlarla da çalıştım. Dolayısıyla da dijital pazarlama ile iletişim ve etkinlik yönetimi konusunda da bir şeyler görme, öğrenme ve yapma şansım olmuştu. Hatta iki etkinliğe asiste etme şansım bile olmuştu.

Yapabileceğim ‘gerçek’ iş olmadığı sırada ise ‘hayali’ işler veriyorlardı. Veya kütüphanelerdeki kitapları ödünç veriyorlardı.

Süreci özetleyen bir video yaptım: İki dakikada iki ay!

 

Faydalı mıydı?

Kesinlikle!

Tabii, bu sorunun cevabı bireyseldir. Her şey bireyin isteğine ve çabasına bağlı aslında. Öğrenmek ve çalışmak istiyorsanız her zaman yapılacak bir şeyler vardır. Ekipteki arkadaşlar tüm sorularımı cevapladılar. Ki ben çok soru soruyordum. Her zaman olan bitenleri anlamaya çabaladım. Benimle doğrudan ilgisi olmasa da. Tüm olaylara derslermiş gibi yaklaşmaya çalıştım. Ve bana kalırsa, bu yöntem faydalıydı.

Ajans ‘’stajyer dostu’’ bir ajanstı! Onlardan biriymişim gibi davranıyor, ilgili işleri veriyorlardı. İki ay boyunca çay/kahve yapmadım yani. Yaptığım işler hakkında da detaylı geri dönüş yapıyorlardı. Bu çok faydalı bir şeydi. Sonuçta profesyonellerden birebir geri dönüş alabilmek nasıl kötü olabilir ki?

Çalışırken, derslerde gördüğümüz konuları  anlatan hocaları duyabiliyor gibiydim. Ve bu inanılmaz bir duyguydu. Kağıtta gördüklerimizi eylemde görmek ve yapmak bilgilerimi tazelediği gibi pekiştiriyordu da. Unuttuklarımı hatırlattı. Bilmediklerimi de öğretti.

Neticede, bu süreç benim için çok faydalıydı. Sadece iletişim alanında da değil, piyasa, iş dünyası, hayat ve sonuçta kendim hakkımda bir şeyler öğrendim.

Bu 2 ay beni çok etkileyen bir süreçti. Halkla ilişkileri daha da çok sevmeme neden olan. Kaliteli işlerin bizim gibi ‘’küçük’’ coğrafyalarda da yapılabildiğini gösteren. İşte olduğu kadar iş dışında da şimdi çok sevdiğim bir sürü insanla tanıştıran. Ve sonuçta büyüklerin dünyasına girdiğimi gösteren bir süreç.

Umarım ekipteki arkadaşlarla yeniden görüşme şansım olur.

Umarım bu sürecin benim için ne kadar önemli olduğunu anlamışlardır.

Umarım onlar da, en azından benim kadar, o iki ayı keyifli geçirmişlerdir!

diyor ve buradan ayrılıyorum.

Görüşmek üzere!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.