#HalklaİlişkilerÖğrencisiOlmak Sürekli Gelişmek Demek #2

Posted on Posted in Halkla İlişkiler Öğrencisi Olmak

Geçenlerde bir yazıyı sürekli gelişim üzerinde yazdım. Kendini geliştirmenin halkla ilişkilerde hayati bir önem taşıdığını ve dolayısıyla halkla ilişkiler öğrencileri için de vazgeçilmez olduğunu yazdım. Orada katıldığım bir sertifika programından bahsettim, bugün burada ise konferanslar hakkında bir-iki satır yazmak istiyorum.

Ankara’nın en büyük konferansı Ankara Marka Festivali’dir. Aralık ayında düzenlenir. Geçen Aralik’ta ben de oradaydım ve planım sadece bir video yapmaktı. Ancak bugün yatağımdan kalamadığım ve konferanslar hakkında bir-iki şey yazma ihtiyacı duyduğum için kendimi vazgeçip ”Yeni Yazı” butonuna tıkarken buldum.

 

 

Konferansa gitmenin avantajları nelerdir?

1. Öğrenmek

Haliyle, yeni şeyler öğreniyorsunuz. Sonuçta gitmenizin sebebi de budur. Kaliteli konuşmacıları sahneye çıkaran konferanslar daima gidilmesi gereken yerlerdir bir halkla ilişkiler öğrenci için. Ancak söylenenlerin %100 doğru olmak zorunda olmadıklarını unutmayarak.

2. Networking

Her şey bittiğinde, gündelik hayatta her zaman iletişimde kalmak isteyeceğinizi insanları tanımamış olabilirsiniz. Normal. Ancak öğrencilerden tutun, alanda çalışanlara veya konuşmacılara kadar geniş bir insan yelpazesi önünüzdeyken, tadını çıkarmanız gerek. ‘Ağ’ınızı geliştirmenin yanı sıra, doğru anda doğru yerde bulunmakla başlayan hikayelerden birinde başkahraman olma şansınız da var!

3. Enerji

Hepimizin dünyayı fethedebileceğimizi düşündüğümüz anları vardır. Konferanslar içinizdeki o motivasyonu ve isteği zirveye çıkarmakta ustası olan yerlerden biri. Aynı kafada olduğunuz bir sürü insanla aynı yerde bulunmak motive ettiği gibi, yeni fikirleri üretmekte de yardım eder. Önemli olan çıkışta aynı havada kalabilmek.

4. Workshop’lar

AMF’de öğrenciler için özel bir program hazırlanır. Özel konuşmacıların geldiği ve sonunda yarışması olan bir program. Ben şahsen bu sene katılamadım ama 2 sene öncekine katılmıştım ve güzel bir programdı.

Bu sene düzenlenen yarışmada kazanan (dünyanın en iyi) ev arkadaşımı ve onun takım arkadaşlarını kutlamak istiyorum! Gurur duyduk, duymaya da devam ediyoruz be kızım!

 

5. ”Rahatlık bölge”nizden çıkın

Son olduğuna bakmayın, asla önemsiz bir madde değil. Hatta belki de en önemlisi. Çünkü halkla ilişkilerde, tıpkı diğer tüm yaratıcılığı içeren işlerde olduğu gibi, rahatlık bölgelere yer yoktur. Çünkü bir ortama veya çalışma stiline, bir şeye alıştığınızda karşınıza çıkan hep aynı düşünceler farklı olanları imkansız kılabiliyor. Yaratıcılığın farklı kelimesi üzerinde kurulduğunu söylememe gerek yok, değil mi?

 

Konferansların olumsuz tarafları

Her ne kadar her şeyin bir ders olabildiğine ve dolayısıyla konferansların da gidilmesi gereken yerler olduğuna inansam da, 2 şeyi belirtmek isterim.

1. Duyduğunuz her şey doğru değil

Derler ya ”Rihanna yaparsa, cool’dur” diye. Evet, öyledir. Buna reklam diyoruz. Ancak bilgi bir aksesuar değildir. Ve onunla öyle davranılmaması gerekir. Dolayısıyla ünlü biri (veya herhangi bir konuşmacının) söyledikleri doğru olmak zorunda değil. Yalancı olduklarını söylemeye çalışmıyorum, yanlış anlaşılmasın. Onların bir şeye olan bakış açılarını ve o konu hakkındaki bilgilerini paylaştıklarını söylemeye çalışıyorum. Bu daima doğru ile eş değer değildir. Dolayısıyla, lütfen, dikkat edin.

 

2. Ünlüler vs konuşmacılar

Konferansta bir çok ünlünün olması o konferansı başarılı kılmaz. Bu sene düzenlenen Ankara Marka Festivali’nde şarkıcılar, oyuncular, sanal dünya ünlüleri vs. vardı. Bir sürü hem de. Ancak hepsinin konuşması iyi değildi. Bazılarının konuşması yoktu bile. Organizasyon ekibinin belki de dikkat edilmesi gereken konulardan biri. Bence.

 

Sonuç olarak söylemeye çalıştığım şey konferansların yeni şeyler görmek için güzel yerler olduğunu. Ancak her yeni istediğiniz yeni değildir.

Kendinize dikkat edin,

A.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.