Halkla İlişkiler Hakkında Doğru Bilinen 10 Yanlış

Posted on Posted in Halkla İlişkiler Öğrencisi Olmak

Merhabalar!

Halkla İlişkiler Öğrencisi olmak gündelik hayatta bu meslekle ilgili var olan yanlış bilgilerle savaşmak demektir.

Bunun nedenlerinden biri bu mesleğin görece yeni olması ve çoğu insanın onunla tanışma fırsatın bulamamasıdır. Bunun yanı sıra, medya gibi araçlarla oluşan yanlış imajın varlığı de sebeplerden biridir. Mesela Samantha Jones’u hatırlayan var mı?

(Halkla İlişkiler mesleğin halkla ilişkiler çalışmalara ihtiyaç duyması ironik bir durum değil mi? )

Bunun gibi nedenlerden dolayı ben, bir halkla ilişkiler öğrencisi olarak, mesleğimin bu itibarını değiştirmekte katkıda bulunmakta kakar verdim.

Dolayısıyla, gündelik hayatta en çok karşımıza çıkan 10 yanlışı beraber düzeltelim istedim.

 

 

  1. Halkla İlişkiler halk ile ilişki kurmak demektir.
  • Halkla İlişkilerdeki halk aslında bizim bildiğimiz anlamda halk değildir. Kavramın İngilizcesindeki ‘public’ kelimesinin Türkçeye ‘halk’ olarak çevrilmiş olması kafa karışıklıklara neden oluyor. ‘Halk’ aslında ilgili kitledir. Yani, örgütünüzün iletişime geçtiği, ortak özellikleri taşıyan grup. Dolayısıyla, bir örgütün halkla ilişkiler departmanı genel olarak halk ile iletişim kurmaz. Ürün veya hizmetini satmak istediği grup ile iletişim ve ilişki kurar ve geliştirir.

 

  1. Halkla İlişkiler sadece kadın mesleğidir.
  • Mesleğin mini etekli ve güzel kadınlar tarafından yapıldığı düşüncesi aslında sadece Türkiye’ye özgü değildir.
  • Günümüzde çok hâkim bir uygulama olmasa da, televizyonda sözcü olarak güzel kadınların kullanılması ve onların halkla ilişkilerin görünür yüzü olmasının ortaya çıkardığı sonuçtur aslında. Arka planda ise, (kadınların olduğu kadar olmasa da) erkeklerin de var olduğunu görünmesine engel olmuştur. Hatta dünyanın en büyük halkla ilişkiler ajansların sahiplerin çoğu erkektir.

 

  1. Halkla ilişkiler uzmanı dediğimiz kişi kurum binasını girişinde halkı karşılayan kişidir.
  • Sanırım halkla ilişkiler öğrencilerinin en çok sinir oldukları cümle bu olabilir. Pek çok kurumda uygulamayı gören bu düşünce aslında bahsettiğimiz kavramın yanlış Türkçe çevirisinden kaynaklanıyor. Kapıda durup ‘’Hoş geldiniz, size nasıl yardımcı olabilirim?’’ gibi cümlelerle karşılayan çalışan halkla ilişkiler stratejisinin bir parçası olabilir, ama uzmanı değildir. Gerçek anlamda halkla ilişkiler çok daha derin bir alan. Kurumsal iletişimin planlanmasını, sürekli olarak yönetilmesini, takip edilmesini ve değerlendirilmesini kapsar.
  • (Mesleğin gerçek kapsamını uzun ve detaylı olarak başlangıcında bulunduğumuz bu ‘’Halkla İlişkiler Öğrencisi Olmak’’ serisinin devamında bir yazıda yazmayı planlıyorum. Takipte kalın 🙂 )

 

  1. Her tanıtım iyi tanıtımdır! (veya: basında yer almak her koşulda iyidir)
  • Genelde kaybetmeye yol açan strateji.
  • Basında yer almak örgütü/kurumu/ürünü/bireyi gündeme getirse de, aslında bu her zaman iyi bir şey olmayabilir. Olumsuz bağlamda basında yer almak sizi konuşturur elbet. Ancak uzun vadede itibarınızı zedeleyebilir, imajınızı yerle bir edebilir veya güvenilirliğinizi yok edebilir. Hatta krize neden olabilir. Ve sonunda şirketin çöküşüne yol açabilir.

 

  1. Halkla İlişkiler = Yalan söylemek
  • Kesinlikle hayır.
  • İletişimin ilk kurallarından biri hiçbir zaman yalan söylememektir. Boşuna demiyorlar ‘Yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diye– her halükarda yalan ortaya çıkacaktır. Ortaya çıktığında ise müşterilerinizin güvenini kaybedeceğiniz gibi onu geri kazanmanız çok zor olacaktır.
  • Bu, tüm markalar veya işletmelerin bu kurala uyduğu anlamına gelmiyor tabii. Ama unutulmaması gereken şey markaların gelip gittiği, iletişimin ise hep var olmaya devam ettiğidir.

 

  1. Halkla İlişkiler Medya İlişkiler ile eş anlamlıdır.
  • Aslında tam da öyle değil. Medya ilişkileri halkla ilişkilerin önemli bir parçası olmakla birlikte, tek sorumluluğu değildir. Marka yönetimi, imaj yönetimi, kamu diplomasisi, hedef gruplarla ilişki sürdürmek gibi çeşitli sorumlulukları vardır.

 

  1. İyi ürünün halkla ilişkilere/iletişime ihtiyacı yoktur. Bunu sadece kötü ürünler yapar.
  • Kesinlikle yanlış olan bir düşünce daha.
  • Gündelik hayatta binlerce mesajla karşılaşan bireyin yüzlerce markayı ve öne sürdükleri mesaj(lar)ı hatırlaması imkânsız. Bu durumda işletmelerin de öne çıkmaları çok zor. Yani, bu mesaj yığınında işletmeyi öne çıkaracak bir şey yapması veya demesi lazım. Bu nedenle ürününüzle ilgilenebilecek olası kitleye doğru mesajı onların hatırlayacakları şekilde iletmek hayati bir şeydir. Yoksa ürün ne kadar iyi olursa olsun, varlığından ve faydalarından haberiniz olmazsa hayatınıza onu dâhil etmezsiniz. Edemezsiniz. Ürün kötü ise, bir kere deneyen birey bile ikinci kere denemeyecektir. Dolayısıyla da ürün satılmayacaktır.

 

  1. Halkla İlişkiler uzmanları hiç bir şey yapmaz.
  • Halkla İlişkiler alanında çalışan herkes bunu duyduktan veya okuduktan sonra büyük olasılıkla kendi kendine ‘Keşke!’ demiştir. Bu meslek, alışıldığı gibi, sabah 9’dan akşam 5’e kadar yapılan bir iş değildir. Tersine, 7/24 aktif ve hep iş yapmak için hazır olmanız istenir. Günlerin (hem iç hem dış) toplantı, projelerin araştırma, planlama, geliştirme, gerçekleştirme, değerlendirmelerle dolu olduğu, üstelik de aynı anda birden çok projeyi yürüttüğünüz bir alan.
  • Hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatında da, iletişimde de şans vardır. Ancak, hiçbir şekilde şans tek belirleyici değildir. Şans size sürekli başarı sağlayamaz.
  • Kısacası, günler hiç de düşünüldüğü gibi boş değil. Bakmayın bazı ajansların haftada bir ‘’Happy Hour’’ uygulamayı hayata geçirdiklerine.

 

 

  1. Halkla İlişkiler çok şık bir meslek. Sürekli partilere katılmak, ünlülerle fotoğraf çekilmek falan…
  • Gerçek hayattaki mesleği Samantha Jones’unkinden ayıran bir nokta daha.
  • Sadece partilere, etkinliklere katılmak ve/veya ünlülerle takılmaktan ibaret değil halkla ilişkiler. Her ne kadar etkinlik yönetimi ve marka elçisi ile ilişki sürdürmek önemli olsa da, bunlar tek yapılan işler değildir. Daha önce de bahsettiğim gibi, meslektaşlarımın günlerini dolduran bir yığın iş var.
  • Aynı zamanda unutulmaması gereken şey de etkinlik yönetimin sadece şık giyinip orada bulunmaktan ibaret olmadığıdır. Yani, her sahnenin çok da şık olmayan bir sahne arkası vardır. Kablolar, ışıklar, teknolojik destek, menüler, masa ve sandalyeler, masa örtüleri gibi insanların çok da dikkat etmedikleri ama aslında önemli olan detayların kontrol edilmesi gerekiyor. Olağanüstü dikkati isteyen bu işin tam anlamıyla doğru yapılmaması durumunda ise krizler ve hatta felaketler oluşabilir. Dolayısıyla, kapının arkasında şık görüntüsünün oluşmasını sağlayan bir ton iş daha vardır.

 

  1. Halkla İlişkiler sonuçlarını çok kısa sürede (bir gecede) alabilir.
  • Halkla ilişkilerin itibar ve imaj yönetimi sorumlulukları olduğunu hatırlayalım. Aynı zamanda, bir markaya karşı olumlu duyguların gelişmesinin uzun sürede gerçekleştiğini de hatırlayalım. Bu iki gerçeği yan yana getirdiğimizde bir gece kadar kısa sürede büyük başarıların elde edilmesinin mümkün olmadığını anlamamız kolay.
  • Tabii bu, çok kısa sürede bir markayı tanınır hale getiremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Örnekleri vardır. Ancak halkla ilişkiler faaliyetleri bir kere yapılıp bırakılan bir iş olmadığı, tam tersine stratejik ve planlamayı gerektiren bir iş olduğu için, başarıyı uzun vadede elde etmek (doğal olarak) uzun zamanı gerektirir.

 

Umarım birilerinin kafalarındaki yanlış imajları düzeltebilmişimdir.

Bu arada, bu yazının İngilizce versiyonunda seçtiğim 10 yanlış bilginin bazıları burada bulunanlardan farklı. Çünkü mesleğin Türkiye’deki imaj ile yurt dışındaki imajı farklı.

Bir dahaki yazıda görüşmek üzere,

A.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.